Edirne ekibinin Genel Menejeri Serdar Yiğitsoy açıklamış Seibutis ile 1 yıllığına anlaştıklarını. Seibutis geçen sezon ACB'de Bilbao takımındaydı ve Dünya Şampiyonası'nda da forma giydi. İlgilenenler buraya tıklayarak Renaldas Seibutis'in turnuvadaki istatistiklerine göz atabilirler.
Özellikle lige yeni çıkmış bir ekip olarak yabancı oyunculara uzun kontratlar imzalatmaları çok zor ama Olin için önemli bir transfer. Ancak henüz resmi sözleşmenin imzalanmadığını hatırlatalım.
17 Eylül 2010 Cuma
16 Eylül 2010 Perşembe
Yasaklı Dansçı Kızlar...
Federasyon Yunanistan ve Rusya maçlarında dansçı kızların sahaya çıkarılmamasıyla ilgili FIBA'dan ceza geldiği iddialarını yalanladı. Peki ceza almamak bu işgüzarlığı örter mi?
Red Foxes dans ekibinin direktörü Elena Rozhkova “Türkiye’ye gelmeden önce ‘Ramazan ayı var, dikkatli giyinin’ şeklinde talimat geldi. Şampiyona öncesi yerel organizasyon komitesi bizi uyardı ve şampiyonada uzun tayt giyme kararı aldık. Başbakan’ın izlediği Türkiye-Rusya maçında gösteri yapamadık. Tam nedenini öğrenemedim, ama Başbakan geleceği için sahaya çıkmadığımızı biliyorum. Bu durumu 3 hafta öncesinde rehberimizden öğrenmiştik” demişti.
Federasyon ise ceza ile ilgili basın açıklamasında dansçıların sahaya çıkarılmamalarının sebebini şu şekilde açıklıyor:
Red Foxes dans ekibinin direktörü Elena Rozhkova “Türkiye’ye gelmeden önce ‘Ramazan ayı var, dikkatli giyinin’ şeklinde talimat geldi. Şampiyona öncesi yerel organizasyon komitesi bizi uyardı ve şampiyonada uzun tayt giyme kararı aldık. Başbakan’ın izlediği Türkiye-Rusya maçında gösteri yapamadık. Tam nedenini öğrenemedim, ama Başbakan geleceği için sahaya çıkmadığımızı biliyorum. Bu durumu 3 hafta öncesinde rehberimizden öğrenmiştik” demişti.
Federasyon ise ceza ile ilgili basın açıklamasında dansçıların sahaya çıkarılmamalarının sebebini şu şekilde açıklıyor:
"Gruptaki sıralamanın büyük ölçüde belirleneceği ve takımımızın elde edeceği başarılı sonuçların sıçrama noktası olmaları açısından hayati önem taşıyan Rusya ve Yunanistan müsabakalarında; seyirci konsantrasyonunun bozulmaması ve taraftarlarımızın takımımıza verdikleri önemli desteğin sekteye uğramaması adına Federasyonumuz, FIBA’ya bilgi vermek kaydıyla, dans ve gösteri ekiplerinin söz konusu müsabakalarda sahne almamasını sağlamıştır." (Tüm basın açıklaması için burayı tıklayın)
Sonuç olarak dansçı kızların sahne almamasını sağlayan Federasyon, bu netleşti. Ancak Federasyon bunu Başbakan ve bakanların maça gelmesi sebebiyle mi yoksa seyircilerin konsantrasyonunu bozmamak için mi verdi bence hala net değil.
Ben bu konuda yorumu size bırakıyorum. Tek bildiğim Dünya basınında ikinciliğimizin hemen ardından gelen haberin dansçı kızların sahaya çıkarılmaması olduğu...
Not: Resimleri de koyduk ama umarım konsantrasyonunuz bozulmamıştır...
Şampiyonadan Lige…
Hepimiz için müthiş bir anı olacak bu basketbol şampiyonası. Çocuklarımıza, HATTA torunlarımıza kesinlikle GURURLA, kahkahayla ama belki de biraz utanarak anlatacağız tecrübe ettiklerimizi. Apar topar hazırlanan salonlarıyla, çifte zafer temennilerinin yüz kızartıcı motivasyonuyla, insanların kendi kafalarındaki kırmızı tilkileri sahadakilerle aynı yere koyması komedisiyle ve tabiî ki Türk olma gururunu iliklerimize kadar bize hissettiren ve bunun için ne kadar sevgi sözcüğü sıralasak yetersiz olacak 12 “maddi manevi destek bekleyen” DEV ADAM’ ıyla harika bir anı defterini koyduk cebimize. Sonuçta kim ne derse desin (ben de dahil) şu anda dünyanın en iyi 2. Basketbol ülkesiyiz; ve bu onurla 2010-2011 sezonu perdesini Türkiye Kupası maçlarıyla açıyoruz. Bu sezon Türkiye ligi, oyuncuları, antrenörleri ve takım organizasyonu ile belki de son yılların en “değerli” ligi olacak gibi gözükmekte. Takımların milyon dolar civarında iddia gelirleri beklentisi, hemen hemen tüm Avrupa’da liglerin mali konudaki düşüşleri bu sezon ligimize önemli profillere sahip çokça yabancı oyuncu gelmesini sağladı. Bunun yanına bir de 2009-2010 sezonunun kalite düşüklüğünün yarattığı açlık ve dünya 2.liği etiketi eklenince, başından sonuna yüksek beklentilerimizi karşılamaya aday bir lig çıkıyor karşımıza. Efes Pilsen ve Fenerbahçe arasında ve ondan da önce Efes Pilsen ve Ülkerspor arasındaki kör dövüşü bu sene olmayacak gibi görünüyor. Galatasaray ve Banvit bu iki takımın gözlerini açma konusundaki en önemli adaylar. Tabi şu anda bu takımlar içinde en büyük avantajı olan Galatasaray gibi görünmekte. Diğer 3 takım da milli takımlarından oyuncularının ve hatta antrenörlerinin gelmesini bekliyorlar. Türkiye kupası da daha tam hazır olmayan bu 3 takım için hazırlık periyodunun önemli bir parçası olacaktır.
Çok fazla teknik konulara girmeden şu saha çizgilerindeki değişikliklerden de bahsetmek gerek aslında. 3 sayı çizgisinin geriye çekilmesi, boyalı alanın şeklinin değişerek tam dikdörtgen olması (toplam alan aynı kalıyor aslında) ve savunma yayının boyalı alana eklenmesi hem oyuncuların bireysel alışkanlıklarını hem de tüm takımların hücum ve savunma organizasyonlarını etkileyecektir. Bu Dünya Şampiyonası'nda çokça gördüğümüz değişik alan savunmalarının (ki milli takımımız da bunu çok başarılı bir şekilde birçok maçta kullandı) bir silah olarak tekrar gündeme gelmesini sağlayacaktır. Bu çeşitlilik basketbolu kesinlikle daha lezzetli kılacak.
Şimdiden herkese iyi seyirler…
Yazan: "Insider"
Çok fazla teknik konulara girmeden şu saha çizgilerindeki değişikliklerden de bahsetmek gerek aslında. 3 sayı çizgisinin geriye çekilmesi, boyalı alanın şeklinin değişerek tam dikdörtgen olması (toplam alan aynı kalıyor aslında) ve savunma yayının boyalı alana eklenmesi hem oyuncuların bireysel alışkanlıklarını hem de tüm takımların hücum ve savunma organizasyonlarını etkileyecektir. Bu Dünya Şampiyonası'nda çokça gördüğümüz değişik alan savunmalarının (ki milli takımımız da bunu çok başarılı bir şekilde birçok maçta kullandı) bir silah olarak tekrar gündeme gelmesini sağlayacaktır. Bu çeşitlilik basketbolu kesinlikle daha lezzetli kılacak.
Şimdiden herkese iyi seyirler…
Yazan: "Insider"
15 Eylül 2010 Çarşamba
Türkiye Kupası Grupları
Karşılaşmalar A ve D gruplarında 10-12 Ekim tarihleri arasında, B ve C gruplarında ise 9-11 Ekim tarihleri arasında oynanacak.
A GRUBU (Balıkesir)
Mersin BŞB
Aliağa Petkim
Erdemirspor
Banvit
B GRUBU (Ordu)
Pınar Karşıyaka
Edirne Olin Gençlik
Efes Pilsen
Antalya BŞB
C GRUBU (Gaziantep)
Fenerbahçe Ülker
Tofaş
Medical Park Trabzonspor
Bornova Belediyesi
D GRUBU (Antalya)
Galatasaray Cafe Crown
Türk Telekom
Oyak Renault
Beşiktaş Cola Turka
A GRUBU (Balıkesir)
Mersin BŞB
Aliağa Petkim
Erdemirspor
Banvit
B GRUBU (Ordu)
Pınar Karşıyaka
Edirne Olin Gençlik
Efes Pilsen
Antalya BŞB
C GRUBU (Gaziantep)
Fenerbahçe Ülker
Tofaş
Medical Park Trabzonspor
Bornova Belediyesi
D GRUBU (Antalya)
Galatasaray Cafe Crown
Türk Telekom
Oyak Renault
Beşiktaş Cola Turka
Etiketler:
Basketbol Türkiye Kupası Gruplar Kura Çekimi
14 Eylül 2010 Salı
Maddi Manevi?
Kaptan Hidayet, Fransa maçından sonra yaptığı sempatik(!) ''Bu takım maddi manevi herşeyi hakediyor'' açıklamasıyla, sporu futbol zanneden bu ülkede herkesin hak vereceği bir noktaya parmak basıyor. Futbol oyuncularına sınırsız primler ve ödüller dağıtan devlet, ülkemizde oynanan ve takım sporlarında aldığımız en yüksek dereceye yol alan millilerimize neden aynı muamaleyi yapmıyor diye biz de kendi kendimize soruyoruz.
Ertesi gün Sırbistan maçı son nefeste kazanılmış ve Hidayet yine ''Söyleyeyim mi? Maddi manevi...'' gibi tüm takımın düşünce yapısının bu yönde olduğunu ima eden bir röportaj veriyor. Biz bu kez, acaba takım maçtan bir gün önce Teodosic'e nasıl önlem alacağını, rakibin taktik yapısını değil, ''Kaç para alırız acaba?'' yı mı düşünüyor diye şüpheleniyoruz. Ama sonra çocukların bütün turnuva süren muhteşem performansının yarı finalde düşmesini buna değil, final stresine bağlıyoruz. Zaten o gün de onlara kişi başı 1,5 milyon TL ve 1'er daire sözü geliyor. Altın olursa da sürprizlerin artacağı söyleniyor. Biz de çocukların hakkı verilecek diyoruz.
İki gün sonra Dünya 2.si olan takımımız Başbakan'ın makamında ve yine aynı Hidayet ''Maddiyat bizim için ikinci planda olmuştur ama desteklerin de gelmesini bekliyoruz.'' diyor. Artık bir dakika diyoruz. ''Maddi manevi'' kelimesi geçtiğinden beri bu takımın performansının düştüğünü görmüyor muyuz? Bu kadar başarılı bir turnuvanın ardından, ''ödül isteği'' böylesine dayatılınca, üstelik vadedilen ödüller (para, ev, altınlar, reklam paraları) bu ülkede herhangi bir vatandaşa süper loto diye dağıtılandan fazlaysa, artık biraz kulak tırmalıyor.
Sonuç olarak diyoruz ki;
1- Devlet ödül yönetmeliğini yeniden düzenlemeli. Bizleri bir bayrak etrafında sarmaş dolaş dans ettiren başarılı sporcular en büyük ödüllerle taçlanmalı, MADDİ MANEVİ en yüksek şekilde desteklenmeli.
2- Ancak sporcular da MİLLİ forma için ''Para verin oynayalım'' gibi bir tavır sergilememeli. Yılda 50 milyon dolar kazanan gözbebeği kaptanımızın parada gözü olmadığını biliyoruz. Genç oyuncuları motive etmek için yaptığı bu sempatikliği keşke TV ekranında değil, Turgay Demirel'in kulağına yapsaydı.
3- Ne olursa olsun 12 altın çocuğumuzu kucaklıyoruz.
Ertesi gün Sırbistan maçı son nefeste kazanılmış ve Hidayet yine ''Söyleyeyim mi? Maddi manevi...'' gibi tüm takımın düşünce yapısının bu yönde olduğunu ima eden bir röportaj veriyor. Biz bu kez, acaba takım maçtan bir gün önce Teodosic'e nasıl önlem alacağını, rakibin taktik yapısını değil, ''Kaç para alırız acaba?'' yı mı düşünüyor diye şüpheleniyoruz. Ama sonra çocukların bütün turnuva süren muhteşem performansının yarı finalde düşmesini buna değil, final stresine bağlıyoruz. Zaten o gün de onlara kişi başı 1,5 milyon TL ve 1'er daire sözü geliyor. Altın olursa da sürprizlerin artacağı söyleniyor. Biz de çocukların hakkı verilecek diyoruz.
İki gün sonra Dünya 2.si olan takımımız Başbakan'ın makamında ve yine aynı Hidayet ''Maddiyat bizim için ikinci planda olmuştur ama desteklerin de gelmesini bekliyoruz.'' diyor. Artık bir dakika diyoruz. ''Maddi manevi'' kelimesi geçtiğinden beri bu takımın performansının düştüğünü görmüyor muyuz? Bu kadar başarılı bir turnuvanın ardından, ''ödül isteği'' böylesine dayatılınca, üstelik vadedilen ödüller (para, ev, altınlar, reklam paraları) bu ülkede herhangi bir vatandaşa süper loto diye dağıtılandan fazlaysa, artık biraz kulak tırmalıyor.
Sonuç olarak diyoruz ki;
1- Devlet ödül yönetmeliğini yeniden düzenlemeli. Bizleri bir bayrak etrafında sarmaş dolaş dans ettiren başarılı sporcular en büyük ödüllerle taçlanmalı, MADDİ MANEVİ en yüksek şekilde desteklenmeli.
2- Ancak sporcular da MİLLİ forma için ''Para verin oynayalım'' gibi bir tavır sergilememeli. Yılda 50 milyon dolar kazanan gözbebeği kaptanımızın parada gözü olmadığını biliyoruz. Genç oyuncuları motive etmek için yaptığı bu sempatikliği keşke TV ekranında değil, Turgay Demirel'in kulağına yapsaydı.
3- Ne olursa olsun 12 altın çocuğumuzu kucaklıyoruz.
Basketbol Federasyonu'nu Bekleyen Problemler
Dünya Şampiyonası'ndan anlımızın akıyla çıktık diyebiliriz. Hem oyun hem organizasyon olarak. Sayın Turgay Demirel'in bazı siyasi manevraları dışında kazasız belasız atlattı Türkiye bu büyük turnuvayı. Tekrar kendi ligimize dönüyoruz. Federasyon'un el atması gereken iki önemli konu var masada.
Birincisi "devşirme" durumları. Yaşanan Emir Preldzic olayından sonra hemen sıraya giren M.P. Trabzonspor Michael Wright için, Olin Edirne David Lee Dixon için (ancak Dixon bir Türk kızı ile evlendiği için durumu biraz daha farklı...) ve Galatasaray C.C. de Preston Shumpert için çalışmalarını sürdürüyor haklı olarak. "Haklı olarak" derken yanlış anlaşılmasın. Yönetmelik bu hakkı tanıdığı için böyle söylüyorum yoksa daha önce de belirttiğimiz gibi bu şekilde devam ederse 2-3 sene içinde tüm takımlar bu hakkını kullanancak ve 16 takımda 16 tane Türk vatandaşlığına geçmiş (ağırlıklı olarak ABD asıllı) oyuncu ortaya çıkacak. Bu da ligde 16 tane takımlarında ilk beş oynayabilecek Türk oyuncunun kenarda oturması, kenarda oturan 16 oyuncunun da kadro dışı kalması demek. Bunun Türk basketbolunun gelişmesi ile ilgili nasıl bir fayda sağlayabileceğini anlamış değilim. Zaten Türk oyuncular Avrupa kupalarında çok az süre bulabilirken kendi liglerinde de yeterli süre bulamayacak. Bunun küçük ama bir tek faydası olabilir. Türk oyuncuların yurtdışına gitmeye başlaması. İleride Türk basketbolu denince aklımıza sadece 12 kişi gelmemesi için başka çare de olmayacak.
İkinci konu ise "Efes Pilsen"in durumu. Konuyu hatırlatmak adına özetlersek Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu (TAPDK)'nun yeni yönetmelik taslağında alkollü içki markalarının reklamına ve sponsorluğuna yasak getiriliyor. Efes Pilsen'in B planı hazır. "Burada olamazsak örneğin -Efes Pilsen Partizan- oluruz" diyerek nasıl bir yol izleyeceklerini gösterdiler. Bu açıklama sonrası Beşiktaş, Galatasaray, Telekom, Banvit gibi kulüpler boşalacak Euroleague kontenjanı için gizliden heveslenmiş olabilirler ancak Türkiye'nin Efes Pilsen gibi bir kulübü kaybetmesi ne şartla olursa olsun kabullenilemez. Efes Pilsen'den gelen ikinci açıklama ise bize de biraz garip geldi. Kulübün isminden "Pilsen"i (Pilsen: alt fermantasyon birası) çıkartıp "Efes" ismiyle kulübü devam ettirebileceklerini pazarlık masasına koydular. Muhtemelen de bu çözüm üzerinde anlaşılacak gibi görünüyor. Biz de biraz "saf" olduğumuz için "Efes" ismini duyduğumuzda aklımıza bira değil antik harabeler gelecek herhalde(!). Her konuda yapıldığı gibi kaçak ve günlük çözümler üretileceğine, bu sefer doğrusu yapılsa da yönetmelikte bazı değişikliklere gidilse daha uygun olmaz mı? Gerçi deveye de sormuşlar "Neren eğri?" diye...
Birincisi "devşirme" durumları. Yaşanan Emir Preldzic olayından sonra hemen sıraya giren M.P. Trabzonspor Michael Wright için, Olin Edirne David Lee Dixon için (ancak Dixon bir Türk kızı ile evlendiği için durumu biraz daha farklı...) ve Galatasaray C.C. de Preston Shumpert için çalışmalarını sürdürüyor haklı olarak. "Haklı olarak" derken yanlış anlaşılmasın. Yönetmelik bu hakkı tanıdığı için böyle söylüyorum yoksa daha önce de belirttiğimiz gibi bu şekilde devam ederse 2-3 sene içinde tüm takımlar bu hakkını kullanancak ve 16 takımda 16 tane Türk vatandaşlığına geçmiş (ağırlıklı olarak ABD asıllı) oyuncu ortaya çıkacak. Bu da ligde 16 tane takımlarında ilk beş oynayabilecek Türk oyuncunun kenarda oturması, kenarda oturan 16 oyuncunun da kadro dışı kalması demek. Bunun Türk basketbolunun gelişmesi ile ilgili nasıl bir fayda sağlayabileceğini anlamış değilim. Zaten Türk oyuncular Avrupa kupalarında çok az süre bulabilirken kendi liglerinde de yeterli süre bulamayacak. Bunun küçük ama bir tek faydası olabilir. Türk oyuncuların yurtdışına gitmeye başlaması. İleride Türk basketbolu denince aklımıza sadece 12 kişi gelmemesi için başka çare de olmayacak.
İkinci konu ise "Efes Pilsen"in durumu. Konuyu hatırlatmak adına özetlersek Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu (TAPDK)'nun yeni yönetmelik taslağında alkollü içki markalarının reklamına ve sponsorluğuna yasak getiriliyor. Efes Pilsen'in B planı hazır. "Burada olamazsak örneğin -Efes Pilsen Partizan- oluruz" diyerek nasıl bir yol izleyeceklerini gösterdiler. Bu açıklama sonrası Beşiktaş, Galatasaray, Telekom, Banvit gibi kulüpler boşalacak Euroleague kontenjanı için gizliden heveslenmiş olabilirler ancak Türkiye'nin Efes Pilsen gibi bir kulübü kaybetmesi ne şartla olursa olsun kabullenilemez. Efes Pilsen'den gelen ikinci açıklama ise bize de biraz garip geldi. Kulübün isminden "Pilsen"i (Pilsen: alt fermantasyon birası) çıkartıp "Efes" ismiyle kulübü devam ettirebileceklerini pazarlık masasına koydular. Muhtemelen de bu çözüm üzerinde anlaşılacak gibi görünüyor. Biz de biraz "saf" olduğumuz için "Efes" ismini duyduğumuzda aklımıza bira değil antik harabeler gelecek herhalde(!). Her konuda yapıldığı gibi kaçak ve günlük çözümler üretileceğine, bu sefer doğrusu yapılsa da yönetmelikte bazı değişikliklere gidilse daha uygun olmaz mı? Gerçi deveye de sormuşlar "Neren eğri?" diye...
12 Eylül 2010 Pazar
FIBA 2010 ÖDÜLLERİ ve SIRALAMASI
Turnuvanın sıralaması, en iyi beşi ve en değerli oyuncusu da belli oldu.
En İyi Beş: Milos Teodosic (Sırbistan), Hidayet Türkoğlu (Türkiye), Kevin Durant (A.B.D.), Linas Kleiza (Litvanya), Luis Scola (Arjantin)
En Değerli Oyuncu: Kevin Durant (A.B.D.)
FIBA 2010 DÜNYA ŞAMPİYONASI SIRALAMASI
01. A.B.D. (2012 Londra Olimpiyatları'na direk katılma hakkını kazandı)
02. TÜRKİYE
03. Litvanya
04. Sırbistan
05. Arjantin
06. İspanya
07. Rusya
08. Slovenya
09. Brezilya
10. Avusturalya
11. Yunanistan
12. Y. Zelanda
13. Fransa
14. Hırvatistan
15. Angola
16. Çin
17. Almanya
18. Porto Riko
19. İran
20. Lübnan
21. Fildişi Sahilleri
22. Kanada
23. Ürdün
24. Tunus
En İyi Beş: Milos Teodosic (Sırbistan), Hidayet Türkoğlu (Türkiye), Kevin Durant (A.B.D.), Linas Kleiza (Litvanya), Luis Scola (Arjantin)
En Değerli Oyuncu: Kevin Durant (A.B.D.)
FIBA 2010 DÜNYA ŞAMPİYONASI SIRALAMASI
01. A.B.D. (2012 Londra Olimpiyatları'na direk katılma hakkını kazandı)
02. TÜRKİYE
03. Litvanya
04. Sırbistan
05. Arjantin
06. İspanya
07. Rusya
08. Slovenya
09. Brezilya
10. Avusturalya
11. Yunanistan
12. Y. Zelanda
13. Fransa
14. Hırvatistan
15. Angola
16. Çin
17. Almanya
18. Porto Riko
19. İran
20. Lübnan
21. Fildişi Sahilleri
22. Kanada
23. Ürdün
24. Tunus
TÜRKİYE 64 - 81 A.B.D. - Türkiye Dünya 2.'si...
12 Dev Adam finalde kaybederek Şampiyon A.B.D.'nin ardından Dünya 2.'si oldu. Teşekkürler 12 Dev Adam, teşekkürler Tanjevic, bize bu keyfi yaşattığınız için...
Maç istatistikleri için burayı tıklayabilirsiniz...
TÜRKİYE 64 - 81 A.B.D.
Maç istatistikleri için burayı tıklayabilirsiniz...
TÜRKİYE 64 - 81 A.B.D.
Litvanya Dünya 3.'sü Oldu...
Litvanya Kleiza'nın 33 sayı ile ağırlığını koyduğu maçta Sırbistan'ı 99-88 yenerek Dünya 3.'lüğünü elde etti. Sırbistan ise turnuvayı 4. olarak kapattı.
Etiketler:
Litvanya Sırbistan maç sonucu dünya 3.
İspanya'yı 86 - 81 yenen Arjantin 5. oldu...
İspanya'yı 86 - 81 mağlup eden Arjantin turnuvayı 5. olarak kapattı. Şampiyonluğun favorilerinden İspanya ise 6. oldu. Arjantin'de Delfino 27 sayı, Scola 22 sayı 11 ribaund, Prigioni ise 17 sayı 7 asist 5 ribaund ile takımlarına katkı yaparken Rudy Fernandez'in 31 sayısı ve Marc Gasol'un 16 sayı 10 ribaundu İspanya'ya yeterli olmadı.
Maçın detaylı istatistikleri için burayı tıklayabilirsiniz.
Maçın detaylı istatistikleri için burayı tıklayabilirsiniz.
Etiketler:
Arjantin İspanya maç sonucu istatistik
Utanmadan Söylüyorum; Başarıda En Büyük Pay Tanjevic'indir...
Evet, turnuva öncesi hatta 4-5 senedir Tanjevic eleştirildi. Ben de eleştirdim. Ama Tanjevic'in bugün geldiği noktada söylenebilecek bir şey yok. Şimdi de utanmadan söylüyorum; Bu başarıda en büyük pay Tanjevic'indir...
Tanjevic'in en çok eleştirildiği konuları hatırlatalım;
1) "Rotasyon saplantısı yüzünden iyi oynayan oyuncuları bile değiştiriyor, takım düzen tutmuyor..."
Bu turnuvada her maç içinde liderliğe soyunan oyuncuları kenara erken almadı, sorumluluk almalarına izin verdi. Bu sayede her maç başka bir kahraman çıkardık. Hidayet, Ersan, Sinan, Ender, Semih, Kerem Tunçeri ve Kerem Gönlüm ayrı ayrı maçlarda sahneye çıktılar ve takımı sırtladılar.
2) "Takımın tıkandığı, zorlandığı anlarda mola almıyor..."
Yine bu turnuvada rakibin farkı kapattığı, geri düştüğümüz, moral düşüş yaşadığımız her anda mola alarak oyundan düşmemizi engelledi.
3) "Oyuna müdahele etmiyor, hep aynı oyunlar üzerinde ısrar ediyor..."
Belki de en önemlisi buydu. "Ben sevmesem de bu alan savunmasına devam edebiliriz" diyerek egosuna yenilmediğini gösterdi. Rahatsızlığı ortaya çıktıktan sonra Fenerbahçe Ülker'de final serisinde takımı Ertuğrul Erdoğan'a teslim etmesi, arkasında durması, ona maç içinde karışmaması da, bu turnuvada kendisinin de itiraf ettiği gibi yardımcılarının ortaya çıkardığı alan savunmasına karşı olmasına rağmen uygulaması nadir görülen bir erdemdir. Takıma faydalı olduğunu farkettiği konulara karşı çıkmadı ve takımın enerjisinin önünde durmadı.
4) "Oyuncu seçimleri. Kaya Peker, Mehmet Okur'u kadroya almıyor. Bir jenerasyonu heba ediyor..."
Kerem Tunçeri'yi Real Madrid'de oynadığı dönemde bile kadroya almazken, belki eleştirileri, belki yardımcılarını ama mutlaka birilerini dinleyerek Kerem'i kadroya aldı. Engin Atsür'ün şanssız sakatlığı meydana gelmeseydi Kerem Tunçeri bu kadar süre alabilir miydi bilemiyorum. Kaya Peker, Mehmet Okur gibi oyuncuların yerine çağrılan oyuncular ise ortaya koydukları performansla bu eleştirilerin önünü kesmiş oldular zaten. Yani bu konuda da eğrisi doğrusunu buldu diyebiliriz...
Sonuç olarak bu eleştirilerin tamamına geçtiğimiz senelerde harfi harfine katılmış biri olarak bugün "İrlandalı" yaftası da yemiş biri olarak utanmadan şunu söyleyebilirim; Bu başarıda oyuncuların, yardımcıların, seyircinin herkesin payı vardır ama en büyük pay 6 sene sonunda egosunu yenebilmiş olan Bogdan Tanjevic'indir...
Tanjevic'in en çok eleştirildiği konuları hatırlatalım;
1) "Rotasyon saplantısı yüzünden iyi oynayan oyuncuları bile değiştiriyor, takım düzen tutmuyor..."
Bu turnuvada her maç içinde liderliğe soyunan oyuncuları kenara erken almadı, sorumluluk almalarına izin verdi. Bu sayede her maç başka bir kahraman çıkardık. Hidayet, Ersan, Sinan, Ender, Semih, Kerem Tunçeri ve Kerem Gönlüm ayrı ayrı maçlarda sahneye çıktılar ve takımı sırtladılar.
2) "Takımın tıkandığı, zorlandığı anlarda mola almıyor..."
Yine bu turnuvada rakibin farkı kapattığı, geri düştüğümüz, moral düşüş yaşadığımız her anda mola alarak oyundan düşmemizi engelledi.
3) "Oyuna müdahele etmiyor, hep aynı oyunlar üzerinde ısrar ediyor..."
Belki de en önemlisi buydu. "Ben sevmesem de bu alan savunmasına devam edebiliriz" diyerek egosuna yenilmediğini gösterdi. Rahatsızlığı ortaya çıktıktan sonra Fenerbahçe Ülker'de final serisinde takımı Ertuğrul Erdoğan'a teslim etmesi, arkasında durması, ona maç içinde karışmaması da, bu turnuvada kendisinin de itiraf ettiği gibi yardımcılarının ortaya çıkardığı alan savunmasına karşı olmasına rağmen uygulaması nadir görülen bir erdemdir. Takıma faydalı olduğunu farkettiği konulara karşı çıkmadı ve takımın enerjisinin önünde durmadı.
4) "Oyuncu seçimleri. Kaya Peker, Mehmet Okur'u kadroya almıyor. Bir jenerasyonu heba ediyor..."
Kerem Tunçeri'yi Real Madrid'de oynadığı dönemde bile kadroya almazken, belki eleştirileri, belki yardımcılarını ama mutlaka birilerini dinleyerek Kerem'i kadroya aldı. Engin Atsür'ün şanssız sakatlığı meydana gelmeseydi Kerem Tunçeri bu kadar süre alabilir miydi bilemiyorum. Kaya Peker, Mehmet Okur gibi oyuncuların yerine çağrılan oyuncular ise ortaya koydukları performansla bu eleştirilerin önünü kesmiş oldular zaten. Yani bu konuda da eğrisi doğrusunu buldu diyebiliriz...
Sonuç olarak bu eleştirilerin tamamına geçtiğimiz senelerde harfi harfine katılmış biri olarak bugün "İrlandalı" yaftası da yemiş biri olarak utanmadan şunu söyleyebilirim; Bu başarıda oyuncuların, yardımcıların, seyircinin herkesin payı vardır ama en büyük pay 6 sene sonunda egosunu yenebilmiş olan Bogdan Tanjevic'indir...
11 Eylül 2010 Cumartesi
TÜRKİYE 83 - 82 Sırbistan Maç İstatistikleri
TÜRKİYE 83 - 82 SIRBİSTAN
Finaldeyiz, Altın İstiyoruz...
Türkiye 2S-18/34(53%) 3S-9/23(39%) SA-20/33(61%) TÇ-10 TK-10 Rib-33 Ast-10
Sırbistan 2S-14/28(50%) 3S-12/29(41%) SA-18/24(75%) TÇ-5 TK-14 Rib-36 Ast-17
TÜRKİYE
4 Cenk Akyol
5 Sinan Güler 3 Sayı 1 Ast 2 Rib
6 Barış Ermiş
7 Ömer Onan 14 Sayı 4 Rib
8 Ersan İlyasova 6 Sayı 4 Rib
9 Semih Erden 9 Sayı 2 Ast 3 Rib
10 Kerem Tunçeri 12 Sayı 5 Ast 3 Rib
11 Oğuz Savaş
12 Kerem Gönlüm 6 Sayı 4 Rib
13 Ender Arslan 12 Sayı 1 Ast
14 Ömer Aşık 5 Sayı 1 Ast 7 Rib
15 Hidayet Türkoğlu 16 Sayı 2 Rib
SIRBİSTAN
4 Milos Teodosic 13 Sayı 11 Ast 6 Rib
5 Milenko Tepic 5 Sayı 3 Rib
6 Aleksandar Rasic 2 Sayı 2 Ast
7 Ivan Paunic
8 Nemanja Bjelica 2 Sayı 1 Rib
9 Stefan Markovic 2 Sayı 2 Ast 2 Rib
10 Dusko Savanovic 15 Sayı 1 Ast
11 Marko Keselj 18 Sayı 7 Rib
12 Nenad Krstic 15 Sayı 1 Ast 7 Rib
13 Kosta Perovic 2 Sayı 5 Rib
14 Novica Velickovic 8 Sayı 2 Rib
15 Milan Macvan
Finaldeyiz, Altın İstiyoruz...
Türkiye 2S-18/34(53%) 3S-9/23(39%) SA-20/33(61%) TÇ-10 TK-10 Rib-33 Ast-10
Sırbistan 2S-14/28(50%) 3S-12/29(41%) SA-18/24(75%) TÇ-5 TK-14 Rib-36 Ast-17
TÜRKİYE
4 Cenk Akyol
5 Sinan Güler 3 Sayı 1 Ast 2 Rib
6 Barış Ermiş
7 Ömer Onan 14 Sayı 4 Rib
8 Ersan İlyasova 6 Sayı 4 Rib
9 Semih Erden 9 Sayı 2 Ast 3 Rib
10 Kerem Tunçeri 12 Sayı 5 Ast 3 Rib
11 Oğuz Savaş
12 Kerem Gönlüm 6 Sayı 4 Rib
13 Ender Arslan 12 Sayı 1 Ast
14 Ömer Aşık 5 Sayı 1 Ast 7 Rib
15 Hidayet Türkoğlu 16 Sayı 2 Rib
SIRBİSTAN
4 Milos Teodosic 13 Sayı 11 Ast 6 Rib
5 Milenko Tepic 5 Sayı 3 Rib
6 Aleksandar Rasic 2 Sayı 2 Ast
7 Ivan Paunic
8 Nemanja Bjelica 2 Sayı 1 Rib
9 Stefan Markovic 2 Sayı 2 Ast 2 Rib
10 Dusko Savanovic 15 Sayı 1 Ast
11 Marko Keselj 18 Sayı 7 Rib
12 Nenad Krstic 15 Sayı 1 Ast 7 Rib
13 Kosta Perovic 2 Sayı 5 Rib
14 Novica Velickovic 8 Sayı 2 Rib
15 Milan Macvan
İlk Finalist A.B.D.
A.B.D. ilk yarı final karşılaşmasında Litvanya'yı 89 - 74 yenerek ismini finale yazdıran ilk takım oldu...
Bekle bizi Amerika, Türkler uçuyoooorrrr!
Bekle bizi Amerika, Türkler uçuyoooorrrr!
Rusya (7.) 83 - 78 Slovenya (8.)
Rusya Slovenya'yı 83-78 yenerek turnuvayı 7. olarak bitirdi. Bu mağlubiyetle Slovenya'da Türkiye turunu 8. sırada kapatmış oldu...
FIBA Turkey 2010 5.lik - 8.lik Klasmanı
Dünya 5.liği için yapılan klasman maçlarında, İspanya Slovenya'yı 97-80, Arjantin ise Rusya'yı 73-61 yendi.
7.lik 8.lik Maçı Slovenya - Rusya (11 Eylül Cumartesi, 15:00)
5.lik 6.lık Maçı: İspanya - Arjantin (12 Eylül Pazar, 15:00)
7.lik 8.lik Maçı Slovenya - Rusya (11 Eylül Cumartesi, 15:00)
5.lik 6.lık Maçı: İspanya - Arjantin (12 Eylül Pazar, 15:00)
9 Eylül 2010 Perşembe
Son Yarı Finalist Litvanya
Litvanya, Arjantin'i 104 - 85 yenerek yarı finale ismini yazdıran son takım oldu.
Böylece yarı final eşleşmeleri şu şekilde gerçekleşti.
Türkiye - Sırbistan
A.B.D. - Litvanya
Bu tablo bile yeterince gurur verici ama neden "Final" olmasın diyoruz. Sırbistan'ı yenecek gücümüz var. İşler değil "iyi", "normal" bile gitse finale ismimizi yazdırırız. Şu aşamada en önemli konu Sırbistan'ın maçta tansiyonu yükselteceğini bilerek oyuncuları kafa olarak hazırlamak. Sakin kalmak ama mücadele gücünü kaybetmemek finalin şifresi olacak gibi görünüyor. Bu şifreyi bugüne kadar fazla başaramadık ama bu takım bunun da üstesinden gelecektir.
Cumartesi akşamı şölen İstanbul'dan tün Türkiye'ye yayılsın...
TÜRKLER UÇUYORRR...HOPPAAAAAAAA!!!
Böylece yarı final eşleşmeleri şu şekilde gerçekleşti.
Türkiye - Sırbistan
A.B.D. - Litvanya
Bu tablo bile yeterince gurur verici ama neden "Final" olmasın diyoruz. Sırbistan'ı yenecek gücümüz var. İşler değil "iyi", "normal" bile gitse finale ismimizi yazdırırız. Şu aşamada en önemli konu Sırbistan'ın maçta tansiyonu yükselteceğini bilerek oyuncuları kafa olarak hazırlamak. Sakin kalmak ama mücadele gücünü kaybetmemek finalin şifresi olacak gibi görünüyor. Bu şifreyi bugüne kadar fazla başaramadık ama bu takım bunun da üstesinden gelecektir.
Cumartesi akşamı şölen İstanbul'dan tün Türkiye'ye yayılsın...
TÜRKLER UÇUYORRR...HOPPAAAAAAAA!!!
A.B.D. Yarı Finalde...
A.B.D. beklemediği kadar zorlandığı karşılaşmada Rusya'yı 89 - 79 yenerek yarı finale yükseldi. Amerika'da Kevin Durant 33 sayıyla maça ağırlığını koyarken Rusya'da Sergey Bykov 17 sayı kaydetti. Turnuvanın belki de en büyük hayal kırıklığı olan Anton Ponkrashov sadece serbest atışlardan üçsayı kaydetti. Ponkrashov maç esnasında kullandığı 6 şutta hiç isabet bulamazken, 4 asist ve 3 ribaundla maçı tamamladı.
8 Eylül 2010 Çarşamba
Türkiye 95 - 68 Slovenya Yarı Finaldeyiz...
Çeyrek final karşılaşmasında Slovenya'yı 27 sayılık inanılmaz bir farkla yenerek yarı finalde Sırbistan ile eşleştik...
Türkiye 95 - 68 Slovenya
Takım İstatistikleri:
22/31 (71%) 2-Sayı
10/17 (59%) 3-Sayı
21/32 (66%) Serbest Atış
8 Top çalma
31 Ribaund
24 Asist
Oyuncu İstatistikleri:
Cenk Akyol 2 Sayı
Sinan Güler 12 Sayı 2 Ribaund
Barış Ermiş 1 Asist
Ömer Onan 10 Sayı 2 Asist
Ersan İlyasova 19 Sayı 5 Ribaund 1 Asist
Semih Erden 6 Sayı 5 Ribaund 3 Asist
Kerem Tunçeri 10 Sayı 1 Ribaund 4 Asist
Oğuz Savaş 8 Sayı 3 Ribaund 1 Asist
Kerem Gönlüm 4 Sayı 2 Ribaund
Ender Arslan 5 Sayı 5 Asist
Ömer Aşık 9 Sayı 5 Ribaund
Hidayet Türkoğlu 10 Sayı 4 Ribaund 7 Asist
Türkiye 95 - 68 Slovenya
Takım İstatistikleri:
22/31 (71%) 2-Sayı
10/17 (59%) 3-Sayı
21/32 (66%) Serbest Atış
8 Top çalma
31 Ribaund
24 Asist
Oyuncu İstatistikleri:
Cenk Akyol 2 Sayı
Sinan Güler 12 Sayı 2 Ribaund
Barış Ermiş 1 Asist
Ömer Onan 10 Sayı 2 Asist
Ersan İlyasova 19 Sayı 5 Ribaund 1 Asist
Semih Erden 6 Sayı 5 Ribaund 3 Asist
Kerem Tunçeri 10 Sayı 1 Ribaund 4 Asist
Oğuz Savaş 8 Sayı 3 Ribaund 1 Asist
Kerem Gönlüm 4 Sayı 2 Ribaund
Ender Arslan 5 Sayı 5 Asist
Ömer Aşık 9 Sayı 5 Ribaund
Hidayet Türkoğlu 10 Sayı 4 Ribaund 7 Asist
Sırbistan 92 - 89 İspanya
İlk yarı finalist İspanya'yı 92 - 89 yenen Sırbistan oldu. Milli takımımız bu gece 21:00'de başlayacak Slovenya karşılaşmasını kazanırsa yarı finalde Sırbistan'ın rakibi olacak.
by GB
by GB
FIBA 2010 9.luk - 24.lük Klasmanı
FIBA, Türkiye'de düzenlenen 2010 Dünya Şampiyonası'nda oynanan grup ve eleme turu karşılaşmaları sonuçlarına göre 9.luk ve 24.lük arası oluşan klasmanı açıkladı;
09. Brezilya
10. Avusturalya
11. Yunanistan
12. Y. Zelanda
13. Fransa
14. Hırvatistan
15. Angola
16. Çin
17. Almanya
18. Porto Riko
19. İran
20. Lübnan
21. Fildişi Sahilleri
22. Kanada
23. Ürdün
24. Tunus
09. Brezilya
10. Avusturalya
11. Yunanistan
12. Y. Zelanda
13. Fransa
14. Hırvatistan
15. Angola
16. Çin
17. Almanya
18. Porto Riko
19. İran
20. Lübnan
21. Fildişi Sahilleri
22. Kanada
23. Ürdün
24. Tunus
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





